| (4) İKİ DÜNYA
Şimdi bu “hata”nın, ilmi ve kasri bir hata mı yoksa iradi ve kasdi bir kizb mi olduğu konusunda bir hükme varmak için sözde felsefenin temel söylemlerinin kökeninde yatan mantık çelişkilerini irdeleyelim. Bunu, akıl-kalb birliğini gerektiren ve fen-din bütünlüğü gösteren şu hakikatlı ve hikmetli anlatımla örneklemek suretiyle ateist tezin yanlışını ve septik argümanın köksüzlüğünü açıklayalım: gerçeğin bütününü arıyorsak; varlığın hepsine yönelmişsek; doğum ve ölümün önü ve ardından beklentimiz bitmemişse; hayat ve şuurun üstüne ve altına açılan özlemlerimiz varsa; Buradan, Phenomenea'dan, zamanın pro ve post yanlarından, mekanın mikro ve makro uçlarından, ayrılarak; özgür ve etkin bir ilim ve hüküm ile en son yakini arayan güçlü bir inançla tanıdığımız ve bildiğimiz varlıklar ve gerçeklerden; sıçramalıyız; MANA-YI HARF ile bakarak; Z-Z kadrosu ötesinin yani A'nın, gizlenen asli ve hakiki varlık yani ismi üst dil olduğunu MANA-YI İSM ile bakarak; Z-Z sahifesi içresinin yani B'nin, gözlenen mecazi ve remzi varlık yani harfi alt dil olduğunu tasdik ve kabul ederek; sabit ve vacib görerek doğrulamak ve evetlemek; saptamak ve olumlamak suretiyle kasden fark, fiilen meyz, fikren derk ve hissen debr ederek salt gerçeğe ve yetkin varlığa ; dönmeli ve yönelmeli; yakınlışmalı ve yaklaşmalıyız. Bu "Bir ve Tek Gerekli Varlık"ı tanımanın ve bizden istediğini anlamanın kolay bir yolunun da Kur'an Mu'ciz-ül Beyan olduğunu da unutmamalıyız...
1-ADEM / yokluk ve inkar yani cehennem (pratiği kolay teorisi zor) yolu: Bu "edilgin" olan Ateist-septik tutumlu şirk ve şek yoludurki zararlı seyyiat ve şerr ile sola gider ve aşağı iner. Menfi-tahrib yokluk alemleri hesabına çalışır. Genelde vahyi ve kitabı reddettiği için bu yola FELSEFE denilmektedir fakat bundan sözdesi anlaşılmalı. Zaten "teorisi" zor demek; kuramsal dinsizlik yapılamaz. Yani cehenneme girmek insan eylemiyledir, demektir. 2-VUCUD / varlık ve isbat yani cennet : (pratiği zor teorisi kolay) yolu: Bu da "etkin" olan Teist-doğmatik tutumlu şükr ve sıdk yoludur ki karlı hasenat ve hayr ile sağa gider ve yukarı çıkar.. Müsbet-tamir varlık alemleri hesabına çalışır. Genelde bu İlahi DİN yoludur fakat bundan sahte icraat ve hatalı tatbikat ayrılmalıdır. Zaten "pratiği" zor demek; edimsel dindarlık gerçekleştirilemez. Yani cennete girmek Tanrı iradesiyledir, demektir. İnsanın iradesi ve gücü dışında kalan bu yokluk ve varlık gerçekliğinden sonra bu gerçekliğin yansıması olan ikincil bir gerçeklik daha karşımıza çıkar ki bu dahi: Yabancı dille yazılmış kitabın harflerin (simgelerin ve adların) göze çarpmasının tersine anadilimizle yazılmış kitabı okurken isimlerin (kavram ve anlamların) öne geçmesi gibi Simgelerin kavramı göstergelemesi(!), tepkinin
etkiyi göstermesi (&), gösterilerin güzelliği sergilemesi($) , görüntünün
gerçeği bildirmesi(%) gibi alt dildeki bu dört (!-&-$-%) mecazi
anlam üst dilde hakiki anlamıyla eşyadaki
tezahürat ve eşhasdaki tasarrufat
O’nun TECELLİYATIDIR. Yani alem ve ademdeki bütün varlıklar ve olaylar
görüntü ve gösteriler, bütün tepki ve simgeler Tanrının varlığını (zatını
ve kendisini değil var olduğunu) GÖZE APAÇIK gösteren GÖRÜNGÜ (ZUHUR) ve
birliğini AKLA ZORUNLU bildiren TANIT (DELİL) olmasıdır. Yani bütün
vucudlara İŞARET EDEN ademler de dahil
olmak üzere bütün alemler, vucudları
ile Vacib-ül Vucuda delalet eden GÖSTERGE (SARF), bildiren ve belli eden
BELİRTEÇ (HARF), tanıtan ve gösteren YANSITICI (AYİNE), ulaştıran ve ileten
ARACI ( VESİLE) dir.
Şu halde bize VUCUD VEREN AMA YOK ETMEYEN YÜCE TANRI, insanın önünde ONU SEÇİME ZORLAYAN ANCAK YEĞLEMESİNİ KALDIRMAYAN / İLMİNE IŞIK TUTAN FAKAT İRADESİNİ ELİNDEN ALMAYAN / ONA ÖGÜT VEREN AMA ÖĞÜTMEYEN / DÜNAYA GELİŞİ ELİMİZDE OLMAYAN FAKAT UKBA GİDİŞİ ELİMİZDE OLAN bu yolculuk yarışta, bu sınav ve savaşta; zararlı ve karlı iki pozitif ve negatif durum ( kazanç ) karşımıza çıkıyor: II -HASENAT yani vermekle
HİZMET kararı.
Vermeyi bilmeyen almaya alışan ve kainatı çıkarı için kullanan insanı erek edinen bu ideolojik dinler "pratik" de kolay olan bu yolu seçmesine ve geçici kazancına karşılık bunun bedelini "teorik" alanda başta yokluk korkusu olmak üzere kalıcı pek çok negatif kazanç yani kayıplar ve kat be kat zorluklarla karşılarak ödeyecektir. Sözde felsefelerin bu kof yola kuvvetle sarılmasının tek dayanağıda doğum ve ölüm ayo-kapusunun arasına sıkışmış kısa ve dar geçici dünyanın "tecrübî" bedahetini biricik ölçüt yada hayat ve şuur ara-yüzünün değişmekte ve gelişmekte olan birikimin "akli" zaruretini yegane ölçü almasıdır. Vicdan ve İrade yoksulu bu yarı tecrübe ve yarım akıl sahiblerinin bönlüğü ve bencilliğinin temelinde şu iki olumsuz tanıma ve yaşama var; 1- )tanıncın (HAYATIN) bildirdiği ayırıcı ve bölücü DEĞİŞEN olayların yanı ile bileştirici ve seçici DEĞİŞMEYEN olay yanını BİRLİKTE "tanıyamamak" ve 2 - )yaşamın (ŞUURUN) duyurduğu "mümkün" ve "mevcud" MEŞRUT varlıkların yönü ile "vacib" ve "lazım" MUTLAK varlık yönü BİRARADA "yaşayamamak" Bir özetleme yaparsak; vucud ve adem hayır ve şerr nime ve bise hasenat ve seyyiat Bu sekiz kavramın simetrik ve paralel bağlantısını indirgemesini sürdürerek Olayın kökenine, kaynağına, kümesine, köküne
ve özüne inmeye çalışalam:
|