BİLİM VE TEKNOLOJİ ÖRGÜTLERİ’NDEN


BİLİM VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞLINA

Bir ömür boyu, milletin geri kalmışlığından ciğeri yanan bir kuşağın mensubu olan bizlerin, şayet ulusal kalkınmanın çare ve modelleri adına ideolojilerin düşünce kavgasından çok “sözcük” savaşına benzeyen tartışmalarından bıkmışsak kolay olan şikayet yerine çalışmak, iş ve çözüm üretmek gibi zor işlere talip olmalıyız diye düşünüyorum.

Keza şimdiye kadar politik kişisel kısır çekişmelerden bir yarar görmemişsek ümidimizi yitirmek yerine güç ve bilgilerimiz birleştirmek için birbirimize güven ve destek vermek gerektiğine inanıyorum.

Artık herkes laf değil iş istiyor. Kişilere sövmek yada övmek ve kurumları suçlamak yada yüceltmek yerine önyargılı olmayan bir ışıkla gerçeği göstermenin değerine ve saplantısız bir aydınlıkla doğru bir yolu açmanın önemine binaen bizler ulusal bir ihtiyacı karşıladığına inandığımız “Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu” Tasarısının etrafında toplanmış bulunuyoruz.

Kanun henüz çıkmamış olsa bile, tasarısın hazırlanmasında emeği geçen insanlar olarak, kurumsal resmi görevimizin yanında yüreğimizde duyduğumuz ulusal ödev bilinciyle bu tasarıya sarıldığımızdan, tasarının geleceği ile ilgilenerek, uygulamada tasarı ile amaçlanan fonksiyonların ne denli işleyeceği konusunda bir tartışma açmak üzere bu raporu bilginize sunmak istedim.

Ulusal kalkınmanın ana motorlarından biri olması düşünülen milli kütüphanenin tasarıda öngörülen yasal görevlerini gerçekleştirebilmesi için bilimsel işlevlerini sağlıklı hale getirecek politik süreçlerle desteklenmesi ve bu işlevleri sosyal gereklerle etkinleştirecek ekonomik koşullarla beslenmesi lazımdır. Zira öngörülen amaçların yürütülmesi için, tasarının kanunlaşmasından başka milli kütüphanenin ulusal bilgi ağının odağı ve toplumsal belleğin deposu olacak şekilde yetenekli bir kurumlaşma ve yeterli bir uygulama için zorunlu araç ve gereçlerle donatılması şarttır.

Uluslar arası yarışa katılmak zorunda olan ülkemizin, iletişim ve bilişimini sağlıklı ve verimli yapılabilmesi için “bilgi-işlem”in mali ve siyasi himayesinden başka milli kütüphanenin diğer ulusal bilgi ve teknoloji örgütleriyle çok sıkı bir işbirliğine girmesi icap ettiğini düşünüyorum. Çünkü her toplumsal olay ve başarıda gerekli olan yardımlaşma ve dayanışma, bilgilerin üretilmesi ve paylaşılması sürecinde daha çok gereklidir.

Mevcut Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu tasarısının, elektronik yayımcılığı da derleme kapsamına alması ve milletlerarası standart kitap numarasıyla derleme kaçağının önlenmesi ve bunun için milli kütüphane bünyesinde örgütsel düzenlemeye gidilmesi amacıyla çıkarıldığı malumuzdur. Tasarının bu haliyle geciken bir ihtiyacı karşıladığı izahtan varestedir. Ancak her ne kadar bizi çağın gerisinde kalmaktan kurtaran gerekli bir çalışma ise de, tasarının geleceğe hazırlık noktasında ufukta görülen fırsatları yakalamak ve olanakları kullanmak söz konusu olduğunda tasarıyla yapılan düzenlemelerin yeterli olmadığını düşünüyorum...

Gelecekteki uygulamaları göz önüne alırsak, yeterli araç ve gereçler sağlanarak Tasarı tam işletilse yani eksiksiz bir derleme ve etkin bir denetleme yapılsa, iş bitmiş mi olacaktır ? Gelecek söz konusu olunca ayaklarımızı yerden biraz kesmek zorundayız. Ufka gözle bakılınca, görüntü pertpektif noktasında kaybolur; fakat ufka düşünceyle göz atınca gizlenenleri ortaya çıkarabiliriz.

Henüz bütün kaynakları denetleyemeyen ve derleme için gerekli araç ve gereçleri henüz elde etmemiş Milli Kütüphaneyi şimdiki halinde daha iyiye götürerek, farz edelim ki bağımsız tüzel kişiliğe sahip etkili ve yetkili bir kamu kuruluşu olduğunu varsayalım. Bütün çoğaltılan kaynaklar ve ürünleri milli kütüphaneye topladık ve fikir ve sanat eserlerini bölümledik ve tanımladık ve bu “pasif” işleme sonuçlarını da bibliyografik bir duyuru ile toplumun bilgisine sunduk. Fakat bu geleneksel SUNUŞ, elektronik “çağdaş” bir dokümantasyon ve hızlı “güncel” bir enformasyon için yeterli olacak mı ? Hatta bu elektronik dokümantasyonu ve hızlı enformasyonu hem –biçim-tanımlama hem içerik-betimleme boyutuyla gerçekleştirsek bile bu “pasif” “elektronik bilgi deposunun” , gelecekteki “inter-aktif” elektronik derleme ve denetleme için ne dereceye kadar hazırlıklı ve yeterli olacaktır ?

“Ulusal Kalkınmada Milli Kütüphanenin Merkezi İşlevi” başlıklı raporun özetinin dördüncü maddesinde belirttiğim “gelecekte, biriken data ve donelerin, kaydedilen elektronik verilerin birbirini etkilemesi ile doğacak yetenek ve olanaklardan yararlanılması vizyonunda öne geçilebilmesi” kaygısından bahsediyorum. Belki ana hatlarıyla ifade ettiğimden meramımı anlatamamış olabilirim. Bunun için tasarının ruhu hükmünde olan amaç maddesini okuyarak, bu düzenleme ile varılmak istenilen hedefler hakkında bilgimizi tazelemek istiyorum.

Şimdi ÇFSE derleme kanunu tasarısının, ulusal kültür kaynaklarını toplumun bilgi ve yararına sunulması ve milli kültür birikiminin gelecek kuşaklara aktarılması hedeflerinden birincisini bir araç olarak nazara alalım. Acaba bu “sunma” aracı ne işe yarayacaktır ? diye kendimize soralım. Ulusal kültür kaynaklarını toplumun bilgi ve yararına sunmanın hedefinin yada önemli hedeflerden birisinin “ulusal kalkınma” olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

İşte sorun bu noktadan itibaren başlayacaktır. Ulusal kalkınmanın temel koşullarından biri olan “bilgi toplumunun” gereklerinin gözetilmemesi ve bu bilgi çağında ideo-teknik bir yarışma içinde kendini bulan ulusumuzun ihtiyacı olarak gördüğüm kalkınmanın olmazsa olmaz şartı olan “bilimsel planlama”dan sorumlu bilim ve teknoloji örgütlerinin dağınıklığı ve bu yüzden etkisizliği yüzünden ulusal kaynakların toplumun bilgi ve yararına “sadece” sunulması yeterince verimli olmayacaktır.

Ulusal kalkınmanın bilgi-toplumu, hukuk devleti ve tam istihdam gibi alt erekleri; ar-ge payı ve bilimi teşvik ortamı gibi alt öğeleri; bilimsel ve özgür düşünce gibi alt koşulları gereği gibi düzenlenip denetlenmediğinden, derleme kanunu tasarısının “sunma” amacı “EN” “etkin ve “TAM” “sağlıklı” olarak gerçekleşemeyecektir. Ulusal kalkınmanın zincirleme çarklarından birisi olan “bilgilerin topluma sunulması” işlevi belki bir iş görecektir ama bilimsel süreçlerin ve teknolojik koşulların birbirini besleyen ve destekleyen akım ve dönüşümünün merkezi olacak “bilim ve teknoloji” odağı olmadığından diğerleri gibi denetimsiz ve verimsiz kalacaktır.

Türkiye’deki bilim ve teknoloji örgütlerinin SÜD (Sanayi-Üniversite-Devlet İşbirliği) çatısı altında toplanması öteden beri bilim adamlarımızın bir hayali ve hepimizin de bir idealidir. Sanayi ve Üniversiteyi konu dışına bırakırsak, DEVLET olarak, bilim üretimine doğrudan yada dolaylı katkıda bulunan örgüt ve kaynakların yetki ve araçların çeşitli bakanlıkların bünyesinde dağılması, en azından koordinasyon güçlüğü ve kontrol zorluğu getirir. Bu olumsuz sonuca, “bilimsel planlama”nın bulunmayışının yol açtığını varsayıyorum.

Devlet adına bilimsel planlamadan sorumlu bir örgüt olsa, üzerine düşeni yapabilmek için devlet elbette “araştırma” ve “geliştirme” için lazım gelen kaynağı arayacak ve ayıracak; “planlama” ve “koordinasyon” için gerekli örgütleri toplayacak ve çalıştıracaktır. Belki bu arada derleme merkezine ve derleme mükelleflerine disiplin getirecek, milli kütüphane dışında toplanan ve işlenen tezler, istatistikler, standartlar ve patentler önemli bilimsel derleme nüshalarını daha geniş bir dokümantasyona ve daha derin bir enformasyona tabi tutacaktır. Halbuki derleme tasarısı bile, harici dağınık resmi yapılanmayı nazara alarak çok sayıda derleme kütüphaneleri vazetmiştir. Hatta bu bilim ve teknoloji örgütlerinin dağınıklığı yüzünden derleme kanunun tasarısını düzenlemesi geç kaldığını ve halen kanunlaşamadığını ileri sürebilirim.

Bir genel müdürlük kanunla kurulur. Fakat bir Bakanlık, ancak ihtiyaçla kurulur. Bütün yasal düzenlemelerin temelinde yatan bu “ihtiyaç” faktörü ise sadece bizim bir şeyi ihtiyaç görmemizle harici bir sorun ve ulusal bir talep haline de gelmez. Gereksinim duyduğumuz böyle bir bakanlığa ülkenin belki gerçekten ihtiyacı yoktur. Hatta şimdiye kadar kurulmamasını ona gereksinim duyulmadığının kanıtı olduğu karşı savı ileri sürülebilir.

Bizce bilim ve teknolojide de hukuk ve idare gibi çok yanlı ve yönlü bir uğraştır. Bilim ve teknoloji deyince, bir çok önemli bakanlıkları ilgilendiren örgütler devreye girer; asker ve sivil bürokrasinin yakın yardımlaşma ve dayanışmasını gerektiren işbirliği akla gelir. Belki böyle bir bakanlığın bu güne kadar kurulmamasının asıl sebebi, bu çok kapsamlı işbirliğinin sağlanması ve pek zor denetlemenin gerçekleştirilmesidir. İşte bu kapsamlılık ve zorluk bürokratları caydırmış ve politikacıların gözünü korkutmuş olabilir.

Ancak şu da var ki çağın gerekleri nazara alırsak ve uluslar arası mukayeseler yaparsak, çeşitli alanlara ve Bakanlıklara dağılmış bulunan bilim ve teknolojik örgütlerinin merkezi hale getirilmesinde büyük bir “kamu yararı” olduğuna inanıyorum. Ülkemizin zorunlu bir “ulusal ihtiyacı” ını karşılayacağını umuyorum.

Bilginin toplumun bilgi ve yararına sunulması gereksiniminin yanında, bilginin işlenmesi ve üretilmesi gibi bir bilişimin ereğinin, işlenen ve üretilen paylaşılması ve çoğaltılması gibi bir iletişim amacının, ulusal düzeyde bu sorunların uluslar arası boyutta uzantısı olan ideo-teknik yarışmanın; bilimsel şuralar, bilimsel kurullar ve bilimsel planlamalar olmadan başarılı bir şekilde gerçekleştirebileceğine pek ihtimal veremiyorum.

Bazı ülkelerde anayasa yoktur ama bunların bazılarında anayasalı ülkelerden daha etkili bir hukuk devleti vardır. Bizim ülkemiz de dahi böyle yetkin bir bilim ve yüksek bir teknoloji bulunsaydı, buna ilişkinin bir bakanlığın olmadığını dile getirmeyebiliriz. Fakat nasıl ki bir çok ülke gibi bizim bir anayasamız varsa, gelişmiş kapitalist ülkelerde bile yapılan bilim planlamasının bizde de yapılmasını arzu ediyoruz. Bu planlamanın da ciddi ve sorumlu bir şekilde yapılabilmesi ve bilim ve teknoloji örgütlerimizin verimli çalışması için onları koordine edecek bir üst örgütün kurulması bekliyoruz.

Şayet emeğimiz geçen bu tasarının ülkenin kültürel varlıklarının topulumun bilgisine, “en etkin ve sağlıklı” bir biçimde sunulması amacının gerçekleşebilmesi için bu bilimsel planlamaya ihtiyaç olduğunu görüyorsanız, bunun bir lazımı olan ideolojik angajenin bilimsel ölçülerle arındırıldığı ve politik güdümün hukuki kurallarla önlendiği etkin ve sağlıklı bir “Bilim ve Teknoloj Bakanlığı”nın kurulmasını sizde isteyebilirsiniz.

İşte bu gereksinim ve dileği başkalarına da duyurmak ve onlarla paylaşmak için konuyu bilimsel, mukayeseli verilere ve seviyeli, ilmi tartışmalara dayalı toplantılarla izlenmesini, dernek ve vakıf şeklinde örgütlenme gibi sivil inisiyatifi harekete geçirecek faaliyet ve gayretlerde bulunarak konunun kamu oyunun gündemine getirilmesini öneriyorum.



KALKINMANIN TEMEL KOŞULLARI

YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

ZİHNİYETİ

İŞBÖLÜMÜ VE İŞBİRLİĞİ

ORTAMI

DÜZENLEME VE DENETLEME

MERKEZİ


KESİMLER

SANAYİ / ÖZEL SEKTÖR     (ŞİRKET VE TEKNOPARK)

BİLİME (GİRİŞİM) DESTEK

EKONOMİK KOŞUL

ÜNİVERSİTE /ÖZERK SEKTÖR   (EĞİTİM-ARAŞTIRMA)

ÖZGÜR (BİLİMSEL YÖNTEM) DÜŞÜNCE

SOSYO-KÜLTÜREL KOŞUL

DEVLET /KAMU SEKTÖR             (PLANLMA VE AR-GE PAYI)

BİLİM ŞURASI VE TEKNOLOJİ PLANMASI

(DAĞINIK VE ETKİSİZ)

POLİTİK KOŞUL

BİLİM VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI

GEREKSİNİMİ

ÜÇÜNCÜ /ÖZGÜR  SEKTÖR (dernekler ve vakıflar)


RESMİ (DEVLET) SEKTÖRÜ

(üniversiteler dışında)

BİLİM VE TEKNOLOJİ ÖRGÜTÜLERİ

(DAĞINIK VE ETKİSİZ)

1. DEVLET PLANLAMA TEŞKILATI (ar-ge payı)

2.BAKANLIKLAR

.sanayi ve ticaret (PATENTLER)

.enerji ve tabi kaynaklar

.bayındırlık ve iskan

.ulaştırma

.tarım ve köyişleri

.sağlık

.milli eğitim bakanlığı (temel ve orta eğitim ve öğretim)

.kültür bakanlığı (birikim)

(milli kütüphane- kütüphaneler - anıtlar ve müzeler - sinema ve telif hakları- güzel sanatlar)

.TÜBİTAK VE BİLİM KURULLARI

.KAMU-NET

.ASKERİ TEKNOLOJİ KURULUŞLARI

İLGİLİ DEVLET BAKANLIKLARI

.atom enerjisi ve uzay araştırması

.istatistik

.standartlar

.meteorloji
 



 
 

BİLİM VE TEKNOLOJİ  BAKANLIK TEŞKİLATLANMASI (ÖNERİ)

BİLİM GM BİLİŞİM GM TEKNLOJİ GM APKGM

TÜBİTAK MİLLİ KTB PATENT TÜM BK

DPT KAMU - NET İSTANDART

BİLİŞİM İSTATİSTİK

İLETİŞİM ATOM-UZAY

BİLİM PLANLAMA KURULU:

GENEL MÜDÜRLER

İLGİLİ ÜNİVERSİTE TEMSİLCİLERİ

İLGİLİ BAKANLIK TEMSİLCİLERİ

BİLİM ŞURASI:

BİLİM VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI

TÜM BAKANLIK MÜMESSİLLERİ

TÜM ÜNİVERSİTE MÜMESSİLLERİ

ODALAR, BAROLAR, DERNEKLER, VAKIFLAR

İLGİLİ BAKANLIKLAR:

1.ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI

2.SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI

3.MALİYE BAKANLIĞI

4.MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

5.SAĞLIK BAKANLIĞI

6.KÜLTÜR BAKANLIĞI

7.BAYANDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞI

8.TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI

9.ULAŞTIRMA BAKANLIĞI

10.ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI


SORUNLARIN ÇARESİ SORULARIN ÇÖZÜMÜ
 

ÖNCÜ ETKİNLİK ÖZEĞİOLMA (sürekli izleme ve toplantı)

SİVİL ÇALIŞMA GURUBU OLUŞTURMA (web yayını)

KAMUOYU OLUŞTURMA MERKEZİ KURMA (vakıf yada dernek kurma)

uakatın ve Hadisatın yolaçtığı

OLGULARIN ZORLAMASI VE OLAYLARIN ETKENLİĞİ VARSA

ZAMANIN İLCAATI VE ZEMİNİN İCABI

İHTİYACIN ZARURETİ VE TAHARRİNİN TAHRİKİ

NAKSIN İKAMESİ VE KASRIN İZALESİ


BİREYSEL ETKİNLİKTEN (ERDEM) - EVRESLE SÜRECE(GÜÇ)

Hukuk Devleti Destekli Bilgi Toplumu için ÇÖZÜM VE PLANLAMA:

KISA VADE; Ulusal alanda Bilim ve Teknoloji Bakanlığı

ORTA VADE; Uluslar arası alanda İdeo-teknik yarışmada üstünlük

UZUN VADE; Point-net ve Global Otamasyondan Yararlanma ve Korunma!