UYGARLIK BARIŞ VE GELECEK

Bill GATES’e mektup

25.06.1999
 Saygıdeğer Efendim,

“ÖNÜMÜZDEKİ YOL” adlı eserinizi coşkuyla okudum. Tam Windows yazarına yaraşan ve Microsoft patronuna yakışan bir kitap.

Elektronik veriye hem erişmek hem de seri halde üretmek bir düğmenin ucuna bağlandığından ve bütün askeri, ekonomik ve kültürel değerler şimdi bu verilere endekslendiğinden insanın sömürülmesi ve kullanması yeni bir biçim kazanmıştır. Bunun için kökene ilişkin bir sorun olan fikri mülkiyet yeterince tartışma konusu yapılarak, çalınma kolaylığına karşı üretken PROĞRAMCI ve çoğaltma kolaylığını karşı yoksul KULLANICI arasındaki çıkar dengesi sağlanabilirse; buna bağlı olarak bilimin güçlendirdiği şirketler ve devletler karşısında, bireyler ve uluslar eğer hukukun korumasına alınabilirse, bende sizin gibi gelecek konusunda fazla kaygılanmıyorum.

İletişim ve etkileşim birbirinden ayrı olgularsa da teknolojinin getirdiği kolaylıklar bunların birbiriyle bağlantı ve ilişkilerini o derece çoğaltmış ve hızlandırmıştır ki iletişim etkileşimli hale gelmiş, etkileşim de iletişimsiz yapılamaz olmuştur. Bu şimdi belki İNTERNET ve OTOMASYON olarak görünüyor diyebiliriz.

Böyle bir etkileşimli iletişim, tarihin hızlı akması demektir. Tarihle birlikte akıyor; zamanın değişim ve gelişimini takip ederek vizyonu yakalıyor ve geleceği ilişkin öndeyişlerde bulunuyorsunuz. Bunun yanında etkileşimli iletişimin, biçim ve içeriğinden yola çıkarak, yaşamın değişim ve gelişiminin, araçlarımız ve amaçlarımız ile olan bağıntısından bazı kurgusal sonuçlar çıkarabiliriz.
 
 

  1. Teknolojinin gerilemesi yada gelişmesi sadece amaçları geciktirir veya hızlandırır. Aygıtlarımızın kusurla yada yetkin olması, başarıları azaltır yada artırır. Ancak bu araçlar hiçbir zaman amacın özünü değiştiremez. Bu nedenle de amaçlara yönelen insanın istenci (iradesi) özerk (muhtar) kalır. Başka bir ifadeyle üretimteknik ve aygıtlarının değişiminin mahiyetinde bilgi birikimi ile bu araçların tedricen gelişimi ve gelişen araçların hem yeni araçları hem yeni bilgileri ortaya çıkarması süreci yatar. Bu evrim süreci boyunca geçen zamanın içinde üretim biçim ve tasarımlarının değişip gelişmesine rağmen tüketimtavır ve tarzlarının değişmemesinin altında insani amaçların korunumu ve sakınımı yatar. Şunu demek istiyorum, dün yelkenli ile yolculuk yapılırken bugün transatlantikle yapılıyor ancak bu değişime rağmen kayıkçının dürüstlüğü yada dolandırıcılığı hiç değişmiyor. İnsan TÜKETİMİNDE her zaman özgür olarak iyi yada kötü amacı seçebilir. Üretimin vasıtalarının, tüketim hedeflerinin mahiyetini etkileyememesi olgusundan şu hükme varabiliriz: ARAÇLARIN DEĞİŞMESİ AMAÇLARI ETKİLEYEMEZ. Bu nedenle de Araçlarla ile amaçlar arasında hakikat ve mahiyet ayrılığı bulunduğundan izafi skalada dizilen paralel araçların, kutuplu uçlara yerleşen simetrik amaçları etkilemeyeceğini düşünüyorum. Ancak bu hüküm, araçların etkisinin, amaçlarının pozitif ve negatif yönde dalgalanma hızını, boyunu ve frekansını etkilemeyeceği anlamına gelmez.
  2. Amaçlara gelince; iyi ve kötü amaç teorik ve pratik yönden birbirini dengeler. Çünkü iyiliğin söylemesi kolay, yapılması zordur. Bu insanın zaafıdır. Kötülüğün işlenmesi ve işlettirilmesi kolay, benimsenmesi ve inandırılması zordur. Bu insanın onurudur. Bu nedenle evrende yapısal değişiklik olmadıkça , “İYİLİK KÖTÜLÜĞÜ YENEMEZ, KÖTÜLÜK DAHİ İYİLİĞİ YOK EDEMEZ. KADER ZATEN BUNA İZİN VERMEZ.” . diye düşünüyorum. Bu sebeple bazen iyinin yazı, bazen kötünün kışı; bazen gerçeğin gündüzü bazen yalanın ve yanlışın gecesi hakim olur ama teknoloji tarihi bir katastrof olmazsa sürer gider. . Bu yüzden iyi ve kötü grafiği bir iner bir çıkar Bu karşılıklı kemal ve zeval değişimlerini nitel olarak ifade eden Moore yasası ve Shirham hikayesi, kitabınızda da verilen örneklerdir. Birçok evrensel olgularda ortaya çıkan sinüsodialdalgalanma yasasının, toplumsal ilerlemenin dahi koşulu olduğunu gösterir. Bu yüzden iyi ve kötü grafiği bir iner bir çıkar. Tüketimdeki bu kozmik zikrin anlamı şudur: Değerler dünyasının yönelimi, TÜKETİM GAYE VE HEDEFLERİ KORUNUMUNDAN dolayı, bu yönelimi temsil eden kültür ve ideoloji (HARS ) denizini dalgalı kılar.

  3.  

     
     
     

  4. Doğal bir çökme ve soğuma yada yapay bir yıkım ve kıyamet olmazsa, hukuk ısısında ve ahlak ışığında kültür ve ideoloji denizinin dalgalı kalması ile, bu ortamın üstünde yüzen ve araçların toplamından ibaret bilim ve teknoloji (ÜMRAN) gemisi sürekli yol alır. İnsanlık deneme ve yanılma yoluyla ÜRETİM ALET VE SANATLARINI geliştirirken daha çok rahat eder, araştırma ve geliştirme ile bilgilerini artırırken sorunlarını daha kolay halleder. Ancak bu rahatlık ve kolaylık her zaman insanın mutluluğu ve iyiliği yolunda kullanılacağı anlamına gelmez.
İnsanın özlemine dayanan bir kurama göre , yer küresindeki doğal teknoloji ile dünya gemisindeki yapay teknoloji arasındaki yabancılığın kaldırılıncaya; insanın tabiatının dengesini ve tarihinin uyumunu sağlayıncaya ve kişi bilimini ve hukukunu inancın ve erdemin emrine verinceye kadar ümran ve uygarlıktaki gelişme ve evrim sürecektir. Ancak dış ve nesnel bir gerçek ve olgu olarak yaşam, yeni dinlerin ileri sürdüğü gibi bir oyun ve eğlence değil de , eski dinlerin iddia ettiği gibi bir yarış ve sınav ise, değerlendirme için bu kozmik programın süresi bitecek ve yargılama için bu üniversel diyagramın süreci kesilecektir.

O zaman CEBRİ çekici etik hizmetlerin ve estetik faziletlerin çağrıcı YARARI ile , ZECRİ çelici emik ücretlerin ve sensual lezzetlerin uyarıcı ÇIKARI arasında ilişkiyi sorgulayıp mutluluk ve erdemin denge ve uyumunu sağlayamayanlar her halde, I. Kant’ın kanıtladığı gibi, sorumluluktan kurtulamaz! Bu kurtuluş tabiat (doğal varoluş) ve tarihin (dönel akış) sağlam ve sağlıklı anlaşılmasına ve değiştirilmesine bağlıdır. KAİNATIN doğal yaratılış ölçüleri diri BİLİM ile elde edilebilirken, KİTABIN dönel buyuruluşun kuralları canlı HUKUK ile sağlanabilir. Ancak üzüntü vericidir ki BU İKİ EVRENESEL AYGITI YAŞATAN VE ÇALIŞTIRAN fen ve sanat, felsefe ve din etkinliklerinin temeli olan yöntem ve inanç dengesi yitirilmiştir; bilgi ve değer kaynaklarının uyumu kaçırılmıştır. Ancak gelecekte evrenbilim ve insanbilim uyumunun; yöntembilim ve betikbilimin dengesinin sağlanacağını umuyorum.

4. Yeni teknolojiler çekiciliği ve kılcallığı ile bireyleri ve toplumları bağımlı ve güdümlü kılsa; engelsiz ve ayrıntılı bilgilenme, güvenliği ve gizliliği kaldırsa da, insanlık bilim ve eğitimde dahi aynı araçları kullanacağından bu gibi sorunlara karşı her zaman çözümler bulunacağına bekliyorum. Ortak akıl ve nesnel vicdanın geçerli kılınacağını ve insan türünün misyonu olan iyiliği ve güzelliği tamamlayacağını umuyorum. Çünkü insanlığın, özgür istenci ve özerk gönlünün pusulasıyla, dilediği doğrultuya yönelebilmesi ile bu yönelişte doğruluğun ve gerçekliğin seçilmesi insanın onurlu bir isteğidir.

Öncekiler ve sizler, bilgisayardan internete kadar daha çok biçimi ve kalıbı hazırladınız. Bizler ve sonrakiler de ağırlıklı olarak bilimi canlı ve hukuku diri tutacak içeriği dolduracağız.

İçeriği doldururken, etkileşimli iletişimin bilgi otobanı kolaylığını ve rahatlığını kullanacağız. Ancak bu aracın geliştirilmesinde sizin başarılı ve özverili çalışmalarınızın, bizleri minnettar kılmakla birlikte çabalarımıza örnek olmasını diliyorum.
 
 

Değerler sisteminin alt-üst olduğu, amaçların araç ve araçların amaç haline geldiği günümüz karanlığında, etkileşimin kaygı ve sıkıntı verdiği ve iletişimin acılı ve sancılı olduğu yüzyılımızda, üretim ve tüketim dengesizliğinin yanı sıra çevre kirliliği ve nüfus yoğunluğu sorunlarına yol açtığı çağdaş ortamda, etkileşimli iletişimin çareler getirebileceğini ummakla birlikte, bazılarının dertlerinin, kimilerinin rahatını kaçırmamaya devam ederse kavga ve kargaşa kaçınılmaz görünüyor. Fakat etkileşimli iletişimin artacağı bir ortamda toplumun bilgi ve güç kanadı ile hukuk ve sevgi kanadının dengeli kılınmasıyla bu olumsuzluk engellenebilir. Bunun için ekmek ve özgürlüğün beraberliği ile dürüstlüğün elde edilmesi ilk araç ve politika, mutluluk ve erdemin birlikteliği ile dostluğun sağlanması ilk amaç ve strateji olması gerektiğini düşünüyorum.

Zorunlu ekmek ile gerekli özgürlüğün, dağılmış emek ile birikmiş anaparanın ve hukuki eşitlik ile ahlaki kardeşliğin dengelenmesi ve birlikteliği sorunundan dahaönemli bir sorun, bu polarize değerleri politize eden ideolojilerin uluslar arası örgütler hale gelmesiyle oluşan yeni dinlerin, hem kendi aralarında hem ilahi dinlerle olan savaşanın nasıl önleneceği ve insanlığın küresel bir barışı nasıl sağlayacağı sorunudur. Dinler arası diyalog tam oluşamadığından özellikle çağdaş İncil yolu Moon Tarikatı ile güncel Kur’an yorumu Risale-i Nur Külliyatı arasında iletişim yeterince kurulamadığından medeniyetler savaşı tehlikesi vardır.

Yer yüzünde inisiyatifi elen alan güçlerin; insanlıkla, milletlerle ve halklarla sağlıklı ilişki kurabileceği ve güce dayanan veto yetkisinin kullanılmadığı sağlam bir hukuk düzeni kurulamadığı sürece her zaman devam edecektir.

Bunun güncel örneği Özellikle Amerika’nın Irak savaşında petrol kaygısı ve Avrupa’nın Bosna ve Kosova katliamındaki güçsüz İslam dünyasının haksız Hıristiyan batıya olan güvenini yitirmesine sebep olmuştur. Belki hava gibi farkında olmadığımız ama hava gibi en acil ihtiyacımız bu uluslar arası güvenliği ve küresel barışı zedeleyen durumun onarılması samimi önlemlere ve kaliteli davranışa bağlıdır. Alınan önlemlerdeki düşük kalite belki gözü boyayabilir ama aldatma zamana karşı dayanamaz. İşin gerçeği ortaya çıkar. Bu ulusal çapta böyle olduğu gibi, uluslar arası alanda geçerlidir.

Batınının ulusal sorunlarda gösterdiği kaliteyi uluslar arası arenada göremiyoruz. Birkaç batılı insanın hakkına gösterilen duyarlık, batılı olmayan bir millete yapılan haksızlıkla çelişiyor. Güçsüzlük haksızlığa uğramanın nedeni oluyorsa, medeniyet ne işe yarayacaktır ? UYGARLIK bir tarafı olan güçle (bilim) yetinirse, öbür yarısı olan hak (hukuk) olmadan nasıl varlığını sürdürebilir. İnsan, nasıl ekmek isteyen cesedi ve özgürlük arayan ruhu olmadan yaşayamazsa, insanın uygarlığı dahi bilimin gücü ile hukukun sevgisini bütünlemeden ayakta kalamaz. Şimdi batı medeniyetinde bulunan kuvvet ile ve doğu medeniyetinde bulunan hakkı bir araya getirip uygarlığı tümleyeceğiz. Sizde olan akıl ve tecrübe ile bizde kitab ve vicdanı bütünleştirmenin çaresine bakacağız. Bu bütünlükle küresel barış ve güvenliğin koşulu olan adalet ile dünyevi bolluk ve mutluluğun şartı olan iktisat ancak böyle gerçekleşebilir. Aksi halde medeniyetin bu ümran, iktisat ve ticaret kanadını canlı bilim ile; adalet, hars ve siyaset kanadını diri hukuk ile doğurmaz ve küresel medeniyeti kaybediliriz.

Barış konusunda, dinlerini ideoloji ve ideolojilerini din haline getirmekten kurtulamayanların uluslar arası güvenlik sorununu tartışmaya yanaşmayacaklarını bilmekle birlikte bunların sayısının, etkileşimli iletişimin aydınlığında giderek azalacağını da düşünüyorum. Çünkü hem doğuda hem batıda nitelik yükselecek ve niceliği artacak olan geleceğin aydınının, önündeki muazzam bilgi kaynakları ile hem fenni hem dini bilen, hem aklın hem vicdanın ışığından yararlanan geçmişin deneyiminden yararlanan ve geleceğin sorumluluğunu taşıyan, entegral zihinler olarak doğacağını bekliyorum. Bu büyük insanlığı yakalamış ve asıl hümanizmaya ulaşmış bu kamil insanların, kişisel ekonomik ve politik çıkarı için ulusal ve uluslar arası değerleri paravana ederek ülkeler, dinler ve medeniyetler arası savaş ve katliamlara sebep olan “savaş suçlularını” tespit edip cezalandıracak uluslar arası hukuk düzenini kuracağına inanıyorum.
 
 

Geliniz, yüzyılların yardımlaşması ve antik medeniyetlerin dayanışmasıyla ortaya çıkardığımız küresel uygarlığın birikimini iyi değerlendirelim. “Varlıktan kaçan” güçlü batıdaki irade kanadının teknolojik ilerleme ve bilimsel gelişmeyi, “yokluğa koşan” doğudaki telkin kanadında insan haklarında ve halkların katliamındaki hukuksuzluk ve haksızlıkla yitirmeyelim. Değerlerin bütünlüğünü ve fen ve din sanat ve hikmet etkinliklerinin tamamlayıcılığını göz ardı etmeyelim. Tüketim amaçlarının sinusodial dalgalanmasını DİRİ HUKUKLA DENETLEYEREK,üretim amaçlarının lineer ilerlemesini CANLI BİLİMLE DÜZENLEYEREK, “varlığı ve yokluğu kucaklayan” orta yolu bulmalım. Bunun için global bilgi toplumunun ve üniversel hukuk devletinin birlikte kuralım, Bu hedefe de, eğer içten ve özgür olursak, ortak aklın kabulü iktisat ve nesnel vicdanın verisi adalet vasıtasıyla gayet rahat ulaşabilir, mutluluğu ve barışı paylaşabiliriz. Böylece iyilik ve bireysel yetkinliği, elde etmenin yolu da açılabilir.

Diyoruz ki etkileşimli iletişim olanakları ve bilgi otobanının yeteneklerinden oluşan sanal dünyada ve siber uzayda; bilgi ve hoşgörü ile demokrasiyi, laikliği, bilimi ve hukuku hep beraber içtenlikle tartışarak, dünyadaki ontik tarihi varoluşa daha sağlıklı katılalım ve yerküredeki kozmik tabii evrime daha iyi katkıda bulunalım. Zamanın yükselen değeri olan bilgiyle doğruyu, gerçeği, iyiyi ve güzeli yücelterek yer yüzü egemenliğimizin sorumluluğunu yerine getirelim.

Hiç olmazsa “bir an için olsun”:

Çağın güncelindeki öncelik içinde çağlar üstü gündemin önemini ve değerini isabetle belirlemeye çalışalım diyorum. Üretim ve tüketimi, ümran ve harsı, teknoloji ve ideolojiyi daha insani hale getirelim.

Teknolojik görüntüyü kullanarak para hırsıyla araçları amaç haline getiriyoruz. Böyle ticaretle İnsan insanı sömürüyor. Bu tarz reklamla başkasının gözünü boyamaktan kaçınalım. Kendimiz gerçeği arayarak, doğacak güzellikteki mutluluğu kazanalım; Elbette bu gerçek, genel ticari hayatın içinde ve doğumun yüzeyinde sürekli kalmakla değil özel yaşama dönerek ölümün ardını ibadetle görmekle gerçekleşir.

İdeolojik örüntüyü kullanarak makam sevdasıyla kurguları olgular sayıyoruz. Böyle siyasetle insan insanı kullanıyor. Bu tür propaganda ile halkın beyin yıkamaktan uzaklaşalım. İçtenlikle doğrumuzu sorgulayarak, oluşacak iyilikteki hoşnutluğu yakalayalım. Kuşkusuz bu doğru, kamusal siyasi alanda ve yaşamın geçici çekicilğine kapılmakta değil kişisel yaşam ortamında şuurun derinini ilimle anlamakla elde edilir.

Kısaca, İdeo-tekno savaşı, yarışa çevirerek internet ve otomasyonu kamuya yararlı hale getirelim. Bunun içinde toplumsal sorunların çözümünün bireysel merkezde olduğunda odaklanalım.

Belki o anı sonsuzluğa dönüştürebiliriz ..

Bu vesile ile başarılarınızın devamını dilerken içten saygılarımı sunar, sizi kutlarım.

Osman ZİYAOĞLU

Hukukçu ANKARA—TÜRKİYE

.